Bu İşin Suyunu Çıkardılar!
Yapılanların artık akıl alır yanı kalmadı. Çin'i, Tayland'ı, İran'ı geçiyoruz neredeyse. "Başa çıkamıyorsam yasaklarım" mantığı ülkenin bilişim ruhunu öldürüyor. Yasaklanan sitelere son olarak da Google'ın blog servisi Blogspot eklendi.
Yasaklanan sitelere bir bakalım. Dailymotion video sitesi, Vatan gazetesinin sitesi, Richard Dawkins'in sitesi, MySpace sosyal platformu ve dünyanın en büyük video paylaşım sitesi YouTube. Dünyayı bir yana bıraksak bile bu yasaklanan siteler Türkiye'de hâlâ ziyaret sayısı olarak yüksek sıralarda. YouTube altı aya yakındır yasaklı olmasına rağmen Türkiye genelindeki sıralamada on birinci. Yasaklanan Blogger dokuzuncu sırada. Yasaklı sitelere girmek için kullanılan kTunnel sitesi ise otuz ikinci sırada.
En kısa zamanda bilişim hukukuyla ilgilenen mahkemeler kurulmalıdır. Hakimleri ve savcıları bu konuda eğitmek zaman alacağı için bu süreçte mahkemelerde bilişim uzmanları bilirkişi olarak görev almalıdır. "Benim anlamadığım şey zararlıdır" mantığı hemen bırakılmalıdır.
Konuyla ilgili bilişim sivil toplum kuruluşları bir bildiri yayınladı. Metin şu şekilde:
Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları Basın Bildirgesi
Türkiye İnterneti Yasaklama Ayıbından Kurtulmalıdır !
Youtube 6 aya yakındır yasaklı. Myspace, Dailymotion, Dawkins, ve nihayet Blogger yasaklandı. Wordpress ve Alibaba'yı yasaklamaktan çekinmedik. Son bir yılda 5651, kişilik hakları ve fikri ve sinaihaklar nedeniyle bini aşkın webi yasakladık. Türkiye dünya internetine kendi kurallarını empoze etmeye çalışıyor ve bunu sadece yasaklarla yapmaya çalışıyor. Yapılanlar, Anayasaya aykırı, Hukukun temel ilkelerine ters, bu iş için çıkartılan 5651'ın 9. maddesini ihlal ediyor. Yasaklamalar, savunma almadan, tebliğ edilmeden, tedbir olarak alınmasına rağmen, bir ceza olarak uygulanıyor. Yasaklar, suçluyu değil, sıradan Türk yurttaşını, ve internet üzerinden iş yapmak isteyen, görüşlerini paylaşan, Türkiye'yi dünyaya tanıtmak isteyen girişimci, öncü yurttaşlarımıza zarar veriyor; yasaklar pire için yorgan yakarak adaletsizlik yaratıyor. Kanımızca, mahkemelerimiz ve diğer ilgililer kolaycı bir yaklaşımla herşeyi yasaklayarak, haksızlığa sebeb olarak suç işliyorlar; tazminat davalarına muhatab olacaklardır. Yasaklar, Türkiye'nin AB, Demokrasi ve Bilgi Toplumu projeleriyle uyuşmuyor.
Ülkemizin yasakçı bakış açısından vazgeçip, tüm dünya ile birlikte yönetişim ilkeleri ışığında internetdeki “zararlı” içerik ve bilişim suçları ile mücadele etmelidir. Bu mücadele tek başına kamu otoritesi ve mahkemelerle yapılacak bir mücadele değildir. Yasaklamalar, bilenlerce kolayca delinmekte, gittikce artan bir oranda, yurttaşların bu yasakların aşılması bilgisi yayılmaktadır.
Sivil toplum örgütleri bu sürecin bir parçası olarak çalışmaya hazırdır.
Yeter ki makulde uzlaşmak istensin ve diyalog kurulsun. Örneğin, çocuk pornosu, ihtihara teşvik konularındaki yasaklamaların, uzman görüşü ışığında mahkemelerce yapılmasına hiç bir itirazımız yok. “İkaz et/Kaldırt” yönteminin uygulanması istiyor, ve bu sürecin parçası olmak istiyoruz.
Kısa vadede ülkemize büyük zarar veren bu trajedinin önlenmesi için acil tedbir alınmalıdır. En başta, Ankara ve İstanbul'da 2 uzmanlaşan mahkeme geçici bir süre için İnternet yasaklarına bakmalıdır. Adalet Bakanlığı, Barolar Birliği, Yüksek Hakimler Kurulu bu konuda Sivil Toplum Kuruluşlarıyla işbirliği ile böyle bir yapılanmayı sağlamalıdır. Telekomunikasyon Kurumu, katalog suçları dışındaki yasaklamalarda da, resen yetkilerini artırmadan, mahkeme kararlarının uygulanmasında aracı olmalı; 5651/9'un uygulanmasında üzerine düşen sorumluluğu almalıdır. Ama, TK resen karar verme yetkisini acil haller dışında kullanmamalı, ilgili mahkemeden karar almalıdır. 5651'in yönetmelikleri gözden geçirilip, hem katalog dışı yasaklamalar, ve yurt içi/ yurt dışı konusu; hemde “yasaklı nesnenin kaldırılması” konusunu berraklaştırmalıdır. Youtube yasağı açmazını çözmenin tek yolu budur.
Yasakların ancak son çare olarak, bütün yollar bittikten sonra uygulaması benimsenmeli; o halde bile nesne temelli engelleme yapılmalıdır. TK bunun mali sorumluluğunu almalıdır. Nesne temelli engellemenin yapılması Bilişim Kurultayı ve İnternet Konferansı gibi açık ortamlarda ilgili taraflar ve uzmanlarca tartışılmalıdır.
Uzun vadede 5651'i kaldırıp, Siber Suçlar sözleşmesine uygun, Adalet Bakanlığı Komisyonunca hazırlanan ve askıya alınan taslakla başlayarak yeni bir düzenlemeye gitmeliyiz. Sektörle ortak yapılar (self-regulation/co-regulation) kurmalıyız.
Türkiye internetin marjinal problemlerine cok fazla enerji harcıyor. Asıl, İnterneti demokrasimizi geliştirmek, toplumsal kalkınmaya katkı vermek ve bilgi toplumu yönünde nasıl kullanırız konularına kafa yormamız gerekir.
İnternet Yaşamdır !
İnternet Teknolojileri Derneği - INETD
Türkiye Bilişim Derneği - TBD
Türkiye Bilişim Sektör Derneği – TÜBİDER
Linux Kullanıcıları Derneği - LKD
Tüm İnternet Evleri Derneği – TİEV
Türk Kütüphanecileri Derneği – TKD
Universite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği – UNAK
Tıp Bilişimi Derneği - TurkMIA
ODTÜ Mezunları Derneği – ODTÜ MD
Yurttaş Girisimi
Katılımcı Avukat Grubu - KAV
Aslına bakarsanız bildiri beni şaşırttı. Özellikle bildirinin altında TBD'nin imzasının bulunması çok garip. İnternet sansürcülüğünün kaynağı 5651 sayılı yasaya STK'lara sus payı olarak son dakika eklenen İnternet Kurulu başkanlığında şu an TBD başkanı Turhan Menteş oturmaktadır!
AKP ile bu kadar içli dışlı olup, yasakçı yasa tarafından sağlanan koltuklarda oturanların aynı yasaya karşı çıkması garip. Tabii ki imzalar arasında her zaman çizgisini koruyan gruplar da var.
TBD'den konuyla ilgili bir cevap gelirse bu köşede yer ayırabiliriz. Fakat Hürriyet'ten Yurtsan Atakan'a yaptıkları gibi tehdit de edebilirler. Buna şaşırmam.
Herkese her alanda özgürlüklerini yaşayabilecekleri günler dilerim.
Not: Bu yazı yazıldıktan sonra Blogspot'un açıldığı bilgisi ulaştı ama bu durum yazılanların doğruluğunu değiştirmez.